KAOS NEDİR?
-Sözlük anlamı itibari ile günlük dilde "karmaşıklık, düzensizlik, belirsizlik" gibi ifadeleri çağrıştırır.
-Bilimsel anlamda "düzensizliğin içindeki düzen" manasında kullanılmaktadır.
YÖNETİM BİLİMİ VE KAOS
-Geleneksel yönetim düşüncesine göre kaos istenmeyen ve kötü bir durumdur. Örgütsel yapı kesin olarak belirlenmiş, komuta ve iletişim hatlarıyla hiyerarşik bir biçimde düzenlenmiş ve kesin olarak tanımlanmış işlerden oluşmaktadır. Adeta bir makine gibi tasarlanan yapının makinenin parçalarıymış gibi davranmaları beklenmektedir.
-Kaos örgüt için her zaman kötü ve olumsuz bir durum içermemektedir.
İŞLETMELERDE KAOS VE KAOS YÖNETİMİ
İşletmelerde kaos; kısa zaman aralıkları ile değişiklik gösteren yarınının ne olacagının belli olmadığı ve tahmin edilemediği bir kaotik ortamda faaliyette bulunmak zorundadırlar. İçinde faaliyette bulunulan ortamın sürekli ve hızlı bir biçimde değişiklikler göstermesi iş örgütlerinin kaos ortamında yaşadıklarının bir göstergesidir. Bu kaotik ortamda ayakta kalabilen iş organizasyonları hem varlıklarını sürdürebilecekler, hem de rekabetçi üstünlük sağlayabileceklerdir.
-İşletmelerde kaos yönetimi kaosun doğasını anlamaya çalışmak, rasyonel çözümler aramak, gerekli mücadele çalışmalarını doğru zamanda kullanmak olarak belirtilebilir.
-Kaosun etkisiyle işletmelerde aşağıdaki durumlar ortaya çıkar:
*Öz savunma
*Gerilim
*Güvensizlik
*Korku
*Endişe
KELEBEK ETKİSİ(Butterfly Effect)
-Edward N. LORENZ 1963 yılında hava durumuyla ilgili hesaplar yaparken bulmuştur.
-Bir sistemin başlangıç verilerindeki küçük değişikliklerin büyük ve öngörülemez sonuçlar doğurabilmesine verilen addır.
Bu yaklaşım ile bir örnek:
"Amazon Ormanları'nda bir kelebeğin kanat çırpması, ABD'de fırtına kopmasına neden olabilir."
-Kelebek metaforu daha çok yaratılan bir kaosun büyüyerek artmasını ifade eder.
-Kelebek etkisinde herşey birbirine etki eder. İnsan hayatının ne kadar hassas dengeler üzerine kurulu olduğunu, minik bir kar topunun nasıl çığa dönüşebileceğini hayatımızda önemsiz görünen herşeyin aslında hayatımızın akışını etkilediğini anlatır.
ÖZETLE KAOS VE KAOS YÖNETİMİ;
Örgütler ve insanlar görünen, bilinen ve daha önce deneyimledikleri sorunları çözmeye ve ilgilenmeye zaman ayırırlar. Oysa kurumlarda hiç umulmadık küçük değişiklikler (kelebek etkisi) süreç içinde kurumun kaderini değiştirebilecek düzeyde büyük etkilere neden olabilir.
İşletme Örgütlerinde Kaos Yaklaşımı
İşletme örgütleri yeni dünya düzeninde çevreleri ile sürekli ilişki içerisinde olan açık sistemlerdir. Bu nedenle de faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için tıpkı canlılar gibi değişen iç ve dış koşullara ayak uydurmak zorundadırlar. İşletme örgütleri kısa zaman aralıkları ile çok hızlı bir değişiklik gösteren, yarının ne olacağının belli olmadığı ve tahmin edilemediği bir kaosun yaşandığı ortamda önlemler almak zorundadırlar. İşletmelerde kaos, tam olarak işleyen sistemin çıkan pürüzlerle işlenmesinde sorun çıkmasıdır (Wilding, 1998, s.43). Değişimin sürekli bir şekilde var olduğu bilgi çağında, değişime direnmek, örgütler için tehdit oluşturan bir olgudur ve Kaos Teorisi ise değişimin vazgeçilmez bir unsur
olduğunu vurgulamaktadır (Sayğan, 2014, s.413). Daha önceleri Klasik Örgüt Teorisi, Neo-Klasik Örgüt Teorisi, Modern Örgüt Teorisi, Post Modern Örgüt Teorisi aşamalardan geçen bilimsel yönetim yaklaşımları son olarak Çağdaş Yönetim Yaklaşımları ile bilgi çağına uygun yönetim
arayışlarına girmiş bulunmaktadır (Bayramoğlu, 2016, s.55-57). 21. yüzyıl itibariyle gelişen ve değişen dünyada varlığını en iyi bir şekilde hissettiren, bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler ve ilerlemeler, insanlığa verilen değerin eskilere göre kıyaslanamayacak ölçüde artması ve
insan sistem bütünleşmesi anlamına gelen bütüncül sistem anlayışının gelişmesi sonucu, kriz yönetiminin ya da karmaşık ortamda yönetimin
örgütlerin sistemli bir şekilde işlemesinde insanların fikirlerinin, becerilerinin ve özelliklerinin daha iyi anlaşılmasına imkân verilmesi gerektiği
yönündeki anlayış her geçen gün yayılarak gelişmektedir (Koçel, 2004, s.489).
Geçmişte yöneticiler neler yapılacağının bilinmesi ve kendilerinde yeterli kapasitenin olması durumunda yönetimin etkin olarak sağlanacağını düşünmekteydi. Ancak teknolojideki değişiklikler ve yenilikler, büyük ve karmaşık sistemlerin ortaya çıkışı ve toplumun bu yeniliklere çabucak alışarak hızlı bir şekilde adapte olması kriz ve karmaşıklık
olasılığını arttırmaktadır (Farazmand, 2003, s.339). Bu kriz ve karmaşık ortama alışık olmayan yöneticiler gerekli yönetim becerilerine sahip
olsalar bile hazırlıksız yakalandıkları ilk kaos ortamında ne yapacağını bilmeden yanlış uygulamalarda bulunabilmektedir (Çıraklı vd., 2017,
s.335). Kaos Teorisi`nde her yönetici kendi iç düzeneğini hazırlamakta ve ortaya çıkabilecek her türlü beklenmedik duruma karşı doğal bir tepki
vermektedir. Kaos Teorisi`nde amaç örgütlerin kendi geleceğini beklenmedik durumlara karşı hazırlamak ve kurtarmaktır. Örgütlerde kaosun var olması aynı zamanda o sistemin yaşadığının ve her zaman var
olacağının bir göstergesidir (Ertürk, 2012, s. 858-860). Kaos Teorisi`ne göre örgütler içinde bulunduğu dengeden çıkarılıp, kaos sınırına geldiğinde, başka bir ifade ile örgütler açısından ani bir beklenmedik durum yaşandığında örgütlerin karşısına yol kavşaklarını andıran çeşitli çıkışlar
çıkmakta ve sistem gerek enerjisiyle gerekse karmaşıklık durumlarına hazır olması sayesinde öngörülemez savunmalarla kendi kendini örgü-
tleyerek en az hasarla belki de hiç hasar almadan bu kaostan kurtulmaya çalışmaktadır (Styhre, 2002, s.347-349). Öyle ki bazı örgütler bu kaos ortamını kullanarak bu durumu bir fırsat bilmekte ve krizi kendi yararına olacak şekilde değiştirmektedir. Kaos durumunu yaşayan örgüt yöneticisi, örgüt olağan işleyişinde çıkış noktalarını tespit edip, gerektiğinde uygun müdahaleleri yerinde yapmaktadır. Ayrıca yöneticilerin örgütü sürekli karmaşanın sınırında tutması, örgütün sürekli olarak yeni çıkış noktaları araması ve hazırda beklemesi, örgütün kendi içindeki potansiyelin dışarı çıkmasına yol açmakta, aynı zamanda örgüt çalışanlarının hayal kurma yeteneğini ve üretkenliğini geliştirmektedir (Samur ve İntepeler,
2016, s.171).Örgütler, istikrar güçlerine ve onları kaosa doğru sürükleyen istikrarsızlık güçlerine maruz kalan doğrusal olmayan dinamik sistemlerdir. Bu bağlamda kaotik bir alanda, örgütlerin kaotik sistemlerin nitel özelliklerini sergileme olasılığı yüksek olmaktadır. Bu özellikler başlangıç koşullarına duyarlılık, değişimin mahremiyeti, özel konfigürasyonlara çekim, farklı ölçeklerde yapısal değişmezlik ve geri dönüşümsüzlük gibi özelliklerdir (Thiétart ve Forgues, 1995, s.19).
Kaos Teorisi örgütlerde uygulandığı için karmaşıklık bilimi olarak bilinmektedir. Kaos Teorisi`ni örgütlerde uygulayabilmek için aşağıdaki
ilkelere dikkat etmek gerekmektedir (Englund, 2009, s.1):
Bilgi birincil örgütlenme kuvvetidir. Bu nedenle bilgi geniş bir şekilde paylaşılmalıdır.
Farklı ilişkiler geliştirilmelidir.
Vizyonu görünmez bir alan olarak benimsenmelidir.
İnsanların benzer ihtiyaçları ve buna karşılık gelen cevapları tespit edilmelidir.
Birlikte çalışmak bir anlam ve amaç kaynağı olmalıdır.
Ortak bir amaç duygusu oluşturulmalıdır.
Kaos Teorisi`ni örgütlerde uygulayabilmek için yöneticilerin Kuantum liderlik anlayışı benimsemeleri gerekmektedir. Kuantum liderlik,
kuantum düşüncesi ile ortaya çıkmış topluluk temelli bir liderlik yaklaşımıdır. Kuantum liderlik, enerjiyi harekete geçirerek üretkenliğe yönlendiren, kontrole değil, durgunluk ve belirsizliğin oluşturduğu
potansiyel duygu ve sezgilere dayalı bir liderlik anlayışıdır (Konan, 2015, s.88). Kuantum liderliğin, liderlik ilişkileri (etkileşim alanı), liderlik
etkisinin kaynağı (bilgi, güven, saygı ve yüksek beklentiler) ve belirsizlik (kaos) olmak üzere üç boyutu bulunmaktadır. Belirsizlik, Kuantum liderliğin en önemli boyutudur. Çünkü belirsizlik, geleceğin tahmin edilmesinin mümkün olmadığını ifade etmektedir. Kuantum liderler, bu belirsizlik ortamında yol gösterici role sahiptirler (Polat ve Arabacı, 2015, s.217).