Mavi Gözlü Devdi, Sonsuzluğun Güneşi
Bugün, yalnızca bir doğum günü değil;
şiirin, direnişin ve insan sevgisinin dünyaya yeniden hatırlatıldığı bir gün.
Nazım Hikmet’in doğduğu bu tarih, edebiyat için bir takvim yaprağından çok daha fazlasıdır.
Nazım, yalnızca dizeler yazmadı; yaşadığı çağın acılarını, umutlarını ve insanın onur mücadelesini kelimelere dönüştürdü. Sürgünlerle, hapislerle geçen ömrüne rağmen kaleminden sevgi hiç eksilmedi. Çünkü onun şiiri, öfkeyle değil; inatçı bir umutla beslendi.
“Mavi gözlü dev” diye anıldı ama aslında asıl büyüklüğü, kalbinin genişliğindeydi. Aşka yazdı, memlekete yazdı, hasrete yazdı… En çok da insana. Bu yüzden şiirleri yalnızca bir dönemin değil, her kuşağın sesi olmayı başardı.
Bugün onu anarken, yalnızca büyük bir şairi değil;
kelimeleriyle hâlâ yolumuzu aydınlatan bir vicdanı da selamlıyoruz.
İyi ki doğdun Nazım Hikmet…
Şiirinle, mavinle ve umudunla hâlâ aramızdasın.
Nazım der ya, “yaşamak şakaya gelmez,”
İşte tam da öyle şimdi;
Onun gülüşünü, anısını, sevgisini
Her nefeste yaşatmak gerek, içtenlikle, derinlikle.
Çünkü giden, tam gitmez aslında,
Bir tebessümde, bir rüzgârda kalır.
Sen yaşadıkça,
O da seninle yaşar, her an, her hatırda!
Nazım Hikmet Ran
Nazım
Sen sonsuzluğu yaşatıyorsun bana.
Sevmenin, aşkın,
hasretin ve vedaların
bu kadar değerli olduğunu
senden öğrendim.
Şiirlerimi, eserlerimi
ve yazılarımı yazarken
bana yol göstericisin.
Seni anlatmak kitaplara sığmaz.
Çünkü sen,
mavi gözlerinle
sonsuzluğun mavisini
yaşatıyorsun… 💙
Meltem Güdemezoğlu
Sevgi ile, Saygı ile, Sonsuzluk ile…
