Yargıtay’dan kadın doğum davaları için tarihi karar: 21 milyon TL’lik tazminat bozuldu!

Yargıtay’dan kadın doğum davaları için tarihi karar: 21 milyon TL’lik tazminat bozuldu!

Türkiye’de tıbbi malpraktis ve özellikle kadın doğum alanında açılan binlerce davayı doğrudan etkileyecek kritik bir Yargıtay kararı 13 Ocak 2026 tarihinde alındı.

 

Son dönemde “Down sendromuna 21 milyon TL tazminat” ve “Özel hastaneye rekor ceza” gibi başlıklarla gündeme gelen dava, kadın doğum uzmanları başta olmak üzere sağlık camiasında geniş yankı uyandırmıştı. Karar, hukuki ve tıbbi boyutlarıyla ciddi tartışmaları beraberinde getirmişti.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi, istinaf kararında bu tartışmalara net bir çerçeve çizdi.

13 Ocak’ta Yargıtay’da yapılan duruşma sonucunda, istinaf mahkemesinin bu kararı Yargıtay tarafından da onaylandı.

Faizlerle 40 milyon TL’lik tazminat

Davacı aile, gebelik sürecinde, kadın doğum hekiminin Down sendromu riskine ilişkin sadece ikili test yaptırdığını, riskin düşük çıkması nedeniyle diğer testleri yaptırmadığını ve bilgilendirme yükümlülüğünü ihlal ettiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talebinde bulundu.

Tüketici Mahkemesi, yargılama sonucunda doktor ve hastaneyi kusurlu bularak 21 milyon TL maddi, 200 bin TL manevi tazminata hükmetti.

Yasal faizlerle birlikte toplam tutarın 40 milyon TL’yi aşacağı belirtildi.

Down sendromu hekimin müdahalesiyle engellenebilecek bir durum değildir”

Karara karşı hastane ve kadın doğum uzmanı vekilleri istinaf yoluna başvurdu. İtiraz dilekçesinde öne çıkan başlıca gerekçeler şunlar oldu:

  • Down sendromunun genetik bir hastalık olduğu, hekimin müdahalesiyle önlenebilir veya tedavi edilebilir bir durum olmadığı.
  • İkili tarama testinin “düşük riskli” çıkması nedeniyle üçlü-dörtlü testler veya amniyosentez gibi ileri tetkiklerin tıbben gerekli olmadığı.
  • Anne adayının 35 yaş altında olması, ultrason bulgularının normal seyretmesi ve yüksek risk grubuna girmemesi.
  • Amniyosentez gibi girişimsel işlemlerin düşük riski taşıdığı ve gerekli olmadıkça uygulanmaması gerektiği.
  • Hastanın gebelik süreci boyunca sözlü olarak bilgilendirildiği ve bunun tıbbi kayıtlarla desteklendiği.

İstinaf Mahkemesi: Hekimin kusuru yok

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi, yapılan itirazları haklı bularak ilk derece mahkemesinin kararını kaldırdı ve davanın tamamen reddine hükmetti.

Mahkeme gerekçesinde, Down sendromunun genetik bir durum olduğu, hekimin bu sonuçta dahlinin bulunmadığı ve gebelik takibinin geçerli tıbbi rehberlere uygun şekilde yürütüldüğü vurgulandı.

Kararda ayrıca, ikili tarama testinin yüksek duyarlılığa sahip olduğu, test sonucunun düşük riskli çıkması halinde ileri tetkiklerin zorunlu olmadığına dikkat çekildi.

“Amniosentez testi yaptırmayan hastadan yazılı onam alınmasına gerek yok”

Mahkemenin dikkat çeken bir diğer değerlendirmesi ise aydınlatma yükümlülüğü konusunda oldu.

Kararda, CVC ve amniyosentez gibi tanı testlerinin “tedavi” kapsamında değerlendirilmediği, bu nedenle bu testleri yaptırmayan hastadan ayrıca “tedaviyi reddettiğine” dair yazılı onam alınmasının zorunlu olmadığı belirtildi.

Ne anlama geliyor?

İstinaf Mahkemesi’nin bu kararı, tıp hukuku açısından önemli bir içtihat olarak değerlendiriliyor. Karar;

  • Hekimlerin, bilimsel ve tıbbi protokollere uygun davrandıkları sürece hukuki sorumluluk taşımayacaklarını,
  • Her davanın kendi özel koşulları içinde değerlendirilmesi gerektiğini,
  • Aydınlatma yükümlülüğünün yalnızca aydınlatılmış onam belgesi ile değil, tanık beyanları ve hasta kayıtlarıyla da ispatlanabileceğini ortaya koyuyor.

Hukuki değerlendirme: Hanyaloğlu Acar Hukuk Bürosu - Av. Ayşe Gül Hanyaloğlu, Av. Ayşe Acar Yücel