TTB:Üniversiteler Pandemi Tedbirleri Alınmadan Açıldı, Açılmaya Devam Ediyor

Üniversiteler, bir buçuk yıl süren uzaktan eğitimsizliğin ardından açıldı, açılıyor. Temel eğitimde olduğu gibi üniversitelerde de yüz yüze tam zamanlı eğitim esas kabul edilmelidir.

EĞİTİM 28.09.2021 16:03:22 0
TTB:Üniversiteler Pandemi Tedbirleri Alınmadan Açıldı, Açılmaya Devam Ediyor

Üniversiteler, bir buçuk yıl süren uzaktan eğitimsizliğin ardından açıldı, açılıyor. Temel eğitimde olduğu gibi üniversitelerde de yüz yüze tam zamanlı eğitim esas kabul edilmelidir. Üniversite, öğrencileri mesleğe ve yetişkin yaşamına hazırlayan bir yaşam alanıdır. Bu nedenle yüz yüze öğretimin ders dışında da çok önemli bir anlamı bulunmaktadır. Ancak yüz yüze eğitim için salgının gerekli koşulları ne üniversitelerimizde ne de öğrencilerin kalacağı yurtlarda gerçekleştirilmiştir. Bu süreçteki tüm eksiklikler hükümetin yükümlülüklerini yerine getirmesi ile aşılmak zorundadır. Tam zamanlı yüz yüze eğitimin kesintisiz bir şekilde devam etmesi için Türk Tabipleri Birliği (TTB) olarak bugüne kadar birçok çağrımız, uyarımız ve önlemlerin nasıl olacağına dair açıklamamız oldu. Ancak pandemi ve aşılama süreci yönetilemediği gibi eğitim kurumları konusunda da uyarılarımıza yönelik önlemler alınmadı.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), 3 Eylül 2021 tarihinde üniversitelerdeki COVID-19 tedbirlerini ve eğitim süreçlerinin çerçevesini belirleyerek açıklamıştır. Genelgede, eğitimin mümkün olduğu kadar yüz yüze yapılacağı, ancak salgının gidişatına göre uzaktan eğitime veya gerekirse hibrit eğitime geçileceği bildirilmiştir. Ancak YÖK’ün belirlediği bu çerçeveye göre hangi üniversitelerin ne kadar önlem aldığı veya uyduğuna dair bir açıklama yapılmamıştır. Salgının başından itibaren ısrarla söyledik: Salgın genelgeler veya Twitter açıklamaları ile yönetilemez. Ancak bilimsel veriler eşliğinde gerekli tedbirleri alarak ve uygulayarak yönetilebilir.

Üniversitelerin açılması ile ilgili yapılan açıklamalar ve uygulamalarda şimdiye kadar tespit ettiğimiz başlıca hususlar ve önerilerimiz aşağıda sunulmuştur:

  1. Üniversite gençliğinin aşılanması teşvik edilmelidir. Toplumda tüm yetişkinlerin ve 12 yaş üzerindeki çocukların aşılanması okulların en uzun süre, en güvenli şekilde açık tutulabilmesi için gerekli olan uygulamadır. Bu nedenle aşılamanın tamamlanması için daha fazla çaba gösterilmeli, aşısız yetişkinlerin toplum sağlığını riske atmasını sınırlayan uygulamalar artırılmalı ve üniversite gençliğinin aşılanması teşvik edilmelidir. Üniversite gençliğinin en fazla sosyal hareketliliğe sahip yaş grubu olduğu unutulmamalıdır.
  2. Tüm üniversite çalışanları aşılanmalıdır. Üniversitelerde akademisyeninden asistanına güvenlik görevlisinden idari personele kadar tüm yetişkinlerin aşılamalarının tamamlanması gerekliliktir. Aşısız olanlara haftada iki kez PCR testinin pratikte uygulanması zor olmanın yanı sıra laboratuvar yükünü artırarak tanıda gecikmelere, pozitif vakaların toplum içinde dolaşımının artmasına yol açacaktır. Bu nedenle, üniversitelerin her kademesinde öğrenci-öğretim üyesi ve diğer tüm çalışanların, aileleri ile birlikte kalan öğrencilerin aile bireylerinin aşılanması asıl çözümdür. YÖK, rektörlükler, dekanlıklar, aşılama ve PCR testi uygulamasında aynı tutumu almalı ve hayata geçmesi için ortak çaba göstermelidir.
  3. Etkili bir filyasyon yapılmalıdır. Etkili bir filyasyon, risk gruplarında düzenli tarama ile belirti gösterenlerin ve temaslıların ayrılması, bu kişilerin düzenli izlemi ve üniversitelere gelişinin engellenmesi bulaşı önlemek için elzemdir.
  4. Dersliklerdeki öğrenci sayısı azaltılmalı, ders süreleri kısaltılmalı, derslikler havalandırılmalıdır. Yeni bir yükselişin eşiğinde olduğumuz bu günlerde derslikler ve laboratuvarlar ile uygulama ortamlarında öğrenci sayısı mutlaka azaltılmalı, ders süreleri kısaltılmalı, bu ortamların hem ders sırasında hem de ders aralarında havalandırılması sağlanmalıdır. Penceresi açılmayan veya havalandırma sistemi olmayan dersliklerin kapalı ortamlarda bulaş riskinin yüksek olduğu bilinciyle kullanılmaması veya pencereleri açılabilir hale getirmek veya pencere açmak gibi seçenekler de değerlendirilerek havalandırma koşulları en kısa zamanda iyileştirilmelidir.
  5. Her ortamda maske takılmalıdır. Yüksek yayılımda olduğumuz şu günlerde aşılı ve aşısız tüm öğrencilerin ve tüm çalışanların maske takması zorunludur. Dersliklerde kişiler arası mesafenin en az 1 metre olması şeklinde düzenlenmesi, açık havada sosyal alanların belirlenmesi gereklidir.
  6. HES kodu takibi yapılmalıdır. Üniversite idareleri, akademisyen ve tüm çalışanların, öğrenci ve öğrencilerle beraber yaşayanların HES kodu takibini yapmalıdır.
  7. Vakalar yakından takip edilmeli, veriler herkesle paylaşılmalıdır. Üniversitelerin açılmasını takip eden 2-4 hafta öğrenci, öğretim görevlileri ve yardımcı personelde tespit edilen vakalar ve üniversite içi bulaşma bilgileri çok yakından takip edilmeli ve şeffaf bir şekilde paylaşılmalıdır. Bu dönemde toplanacak veriler bilimsel bilgi ışığında değerlendirilerek önlemlere karar verilmelidir.
  8. Üniversite içindeki salgın yönetimi ilgili rehberlere göre yapılmalıdır. YÖK’ün genelgesinde COVID-19 pozitif olanlara karşı nasıl bir uygulama yapılacağı konusunda düzenleme bulunmamaktadır. Salgının bulaşması veya önlenmesinde halk sağlığı önlemlerini içeren kılavuzlar en önemli araçlardan birisidir.
  9. Kantin ve yemekhanelerde salgın önlemleri alınmalıdır. Üniversitelerde kantin ve yemekhanelerde aynı anda bulunabilecek kişi sayısının belirlenmesi, havalandırılmalarının sağlanması, gerekirse açık çadırlara veya sundurmalara taşınması ve açık yemek servisi yapılmaması sağlanmalıdır.
  10. Ulaşıma yönelik salgın önlemleri alınmalıdır. Toplu ulaşım kullanımı için yerel yönetimlerle iletişim içinde üniversiteye ulaşım sağlayan hatların sıklığının artırılması, havalandırması olan araçlarla kişi sayısının sınırlandırılması sağlanmalıdır. Ulaşım yoğunluğu veya kampüs yoğunluğunun azaltılması için gereklilik halinde haftanın günlerinin programlara, üçe, hatta dörde bölünmesi düşünülmelidir.
  11. Üniversite öğrencileri, akademisyenleri ve çalışanlarına salgınla baş etme becerileri kazandırılmalıdır. Üniversite yaşamının ayrılmaz parçası arkadaşlarla birlikte özerk ve farklı kültürlere de hazırlanan yaşam alanı olmasıdır. Dolayısıyla ders dışı zamanlar ve etkinlikler de üniversitenin temel parçası kabul edilmeli, öğrencilerin kampüs içi ve dışı yaşamda pandemi koşullarında nasıl hareket etmeleri, virüs, yayılım, korunma ve pandemiyle mücadele konusunda bilgi, bilinç ve tutum değişikliğine yönelik programlar geliştirilmeli, özellikle ilk hafta bu konulara ayrılmalıdır. Üniversite akademisyenleri ve tüm çalışanları ile öğrenciler bu süreçte COVID-19 ile ilgili hem bilgilerini hem de baş etme becerilerini artırıcı çalışmalar yapılmalıdır.
  12. Üniversitelerdeki personel eksikliği bir an önce giderilmelidir. Üniversitelerdeki bina hizmetlisi başta olmak üzere destek personeli sınırlı düzeyde olup bazı fakültelerde hiç hizmetli bulunmamaktadır. Üniversitelerdeki personel eksikliği saptanmalı ve bir an önce giderilmelidir.
  13. Üniversitelerin mediko merkezleri veya sağlık birimlerinin kadroları güçlendirilmelidir. Bu merkezler pandemi önlemleri konusuna müdahil olmalı, üniversite pandemi kurulları oluşturulmalı, kampüslerde tespit edilecek vakalar için mutlaka izolasyon odaları tahsis edilmelidir.
  14. Üniversite öğrencilerinin kalacağı yurtlarla ilgili düzenlemeler acilen yapılmalıdır. Yurtlarda öğrenciler tek kişilik odalarda kalmalı, havalandırma yeterli olmalı, yemekhane, kütüphane ve etüt odaları gibi toplu yaşam alanları yeterli havalandırma ve kişi sayısı sınırlanarak uygun hale getirilmeli, öğrencilerin barınma sorunları hızla giderilerek yeterli barınma alanı sağlanmalıdır. Yurtlarda odalar paylaşımlı kullanılmak zorunda kalınırsa yurt odalarında aynı program ve aynı sınıftaki öğrencilerin kalması planlanmalıdır.

 

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi