Hastaneye karşı tazminat davası açan genel cerrahi uzmanı Prof. Dr. İbrahim Barut, hekimlerin son yıllarda ‘ünvanlı, kalifiye amele’ye döndüğünü söyledi.
Barut 2,5 yıldır Özel Medicana Bahçelievler Hastanesinde çalışıyordu. Yaklaşık altı ay önce isim vermeden, özel hastanelerde hekimlerin çalışma biçimlerini, emeklerinin sömürülmesini, vergi yüklerini eleştiren Barut’a kısa süre sonra, paylaşımları nedeniyle iş akdinin feshedildiği sözlü olarak bildirildi.
Barut’un açtığı ve İstanbul Tabip Odası’nın destek verdiği tazminat davasının ilk duruşması yarın (4 Mart) yapılacak. Barut hastaneden maddi ve manevi tazminatın yanı sıra hak edişini talep ediyor.
Barut duruşma öncesi Diken’in sorularını yanıtladı. İkinci fakülte olarak siyaset bilimi ve kamu yönetimi mezunu da olduğunu belirten Barut, güncel siyasi ve ekonomik konularla ilgili sosyal medya hesabı üzerinden paylaşımlar yaptığını anlattı. Barut, “Gerçekleri söylemeye çalıştım. Yazdıklarım çok etkileşim aldı. O yüzden tepki çekti” dedi.
Hastanelerde çalışan hekimlerin de ağır vergi yükü altında olduğunu belirten Barut tabloyu şöyle anlattı:
“Özel hastanelere gidenler ödediklerinin tümünün hekime gittiğini zannediyor. Hastanelerde de çalışsak hepimiz sanki bir sanal bir muayenehane işletiyormuşçasına ‘sanal ofis’ kirası ödüyoruz. Maaşla çalışmıyoruz. Alacağımız hakediş üzerinden hesaplanıyor. Diyelim bir gün hasta gelmedi. Hastane odanızda oturdunuz, hiçbir ödeme yapılmıyor.
Ben kanser cerrahisi uzmanıyım. Karaciğer, safra, pankreas cerrahisi yani nitelikli iş yapıyorum. Ama istediğiniz kadar büyük iş yapın. İş değil, patrona kazandırmak önemli görülüyor.
Devlet vergilerini hekim üzerinden alıyor. Patron sömürüyor. Bildiğiniz sömürü düzeni yani. Çalıştığımız hastanelerde ücretleri belirleme şansımız yok. Yaptığımız ameliyattan ne kadar ücret alınacağına karar veremiyoruz. Yani ‘nitelikli işçiyiz’.
Hastalar hekime gelir. Ama örneğin ameliyat ücreti olarak hastadan alınan 100 bin liranın ancak 15 bin lirası hekime düşer. Kazandığımızın yüzde 15’i kendimize, geri kalanı patrona gidiyor.
Bunları yazmıştım. Demek ki çok rahatsız oldular. Profesör de olsanız, işin ehli de olsanız önemli değil. Siz patrona ne kazandırıyorsunuz? Kafa yapıları bu.
Kısacası hekimler unvanlı, kalifiye ameleler. Bu kölelik, marabalık düzeni. Ağalar kimler? Büyük hastaneler zincirleri.
Küçük hastaneler, tıp merkezleri yaşam savaşı giriyorlar. Hepsinin üzerinde de devletin denetim baskısı var.”
Hekimlerin son yıllarda ‘nitelikli amele’lere döndüklerinin, ne kendilerinin ne de başkalarının farkında olduğunu anlatan Barut “Bu hem devlet hem de özel sektör nezdinde böyle. Süreçte meslektaşlarım yanımda olduklarını ifade etseler de iş kaygısı nedeniyle mahkemeye gelip ifade vermeye kimse yanaşmadı” dedi.
Sağlık Bakanlığı’nın peş peşe hayata geçirdiği düzenlemelerle muayenehane hekimliği (diş ve veterinerlik hekimlikleri de) zorlaştırdı.
Açılışta bir kez alınan ruhsat ve muayenehane uygunluk belgesi harçları, 40 bin lira, poliklinik ve tıp merkezleri için 60 bin-100 bin lira olmak üzere yıllık hale getirildi. Bu tutarlar her yıl artırılacak. Sağlık turizmi de çıkış yolu değil. Yabancı hasta alacak hekimler, bakanlığın kurduğu kamu iktisadi teşekkül Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş.’den (USHAŞ) yılda 120 bin liralık harç karşılığında yetki belgesi alma zorunda. Özel hastanelerde hasta yatırmak ve ameliyatlarını yapmak da zorlaştı. Kadro sayısına göre sözleşme sınırı ve kota uygulaması hayata geçti.
Diğer yandan Sağlık Bakanlığı kamuda çalışan hekimlerinin istifa ederek özele geçmesini, sektörün ödediği maaşları kontrol ederek engellemeye çalışıyor.
Barut hekimlerin her yönden sıkıştırıldığını ifade etti:
“Şimdi muayene açmak mümkün değil. Şartlar çok zorlaştı. Vergi yükü inanılmaz fazla. Maliyenin verdiği sanal cezalar. Cezalardan sonra uzlaşmaya çağrılan çok meslektaşım var.
Hekimlikten uzaklaşma çoktu. Bu koşullarda hepten artacaktır. Emekli maaşım, bir anlamda garantim olmasa bu şekilde devam edemezdim ama her an mesleğimi bırakabilirim.”
İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Osman Küçükosmanoğlu, Barutun eleştirilerinin haklı olduğunu söyledi: “Özel sağlık alanında giderek yaygınlaşan ‘hizmet alımı’, şirket kurdurma ve hakediş belirsizliği yapısal sorunlara dikkat çekilmiş. Buna rağmen meslektaşımızın bu yöndeki eleştirileri fesih sebebi yapılmış.
Hekimlerin sağlık politikalarına ve çalışma koşullarına ilişkin görüş bildirmesi yalnızca bireysel bir hak değil, aynı zamanda kamu sağlığı açısından bir sorumluluk.”