Vizyon Academy

Ortopedide Erken Müdahale Geleceği Şekillendiriyor

Ortopedide Erken Müdahale Geleceği Şekillendiriyor

Doç. Dr. Nevzat Gönder, ortopedi alanındaki güncel yaklaşımları, bölgede sık görülen kas-iskelet sistemi sorunlarını ve özellikle çocuk ortopedisine ilişkin merak edilenleri anlattı.

 

GAÜN HASTANESİ SAĞLIK BÜLTENİNİN bu ayki sayısında Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nevzat Gönder ile gerçekleştirdiğimiz röportaja yer verdik.

Doç. Dr. Nevzat Gönder, ortopedi alanındaki güncel yaklaşımları, bölgede sık görülen kas-iskelet sistemi sorunlarını ve özellikle çocuk ortopedisine ilişkin merak edilenleri anlattı.

Hareketsiz yaşamın etkilerinden erken tanının önemine kadar pek çok başlıkta değerlendirmelerde bulunan Gönder, ortopedik hastalıklarda koruyucu hekimlik ve düzenli takibin belirleyici rol oynadığını vurguladı.

Doç. Dr. Nevzat Gönder ile gerçekleştiğimiz o röportaj sizlerle…

 

Öncelikle kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Adıyaman doğumluyum evli ve 1 kız çocuk babasıyım. Tıp serüvenim bu güzel şehir Gaziantep’te başladı. 2013 yılında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldum. Öğrencilik yıllarımda ortopedi alanına olan ilgim, beni uzmanlık eğitimimi de yine Gaziantep Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı'nda yapmaya yönlendirdi. 2019 yılında uzmanlık eğitimimi tamamladıktan sonra 2020-2022 yılları arasında Gaziantep İslahiye Devlet Hastanesi'nde mecburi hizmetimi ifa ettim. Bu süre zarfında özellikle çocuk ortopedisi alanında kendimi geliştirme fırsatı buldum ve bu alan benim asıl tutkum haline geldi. 2022 yılında akademik kariyerime Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde doktor öğretim üyesi olarak adım attım. 2024 yılından bu yana ise Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı'nda görevime devam etmekteyim. Akademik çalışmalarımın yanı sıra, özellikle çocuk ortopedisi alanında hem klinik hem de araştırma düzeyinde aktif olarak çalışıyorum. Küçük hastalarımın yüzündeki gülümseme, bu mesleği her gün yeniden sevmemi sağlıyor.

 

Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü hangi hastalıklar ve rahatsızlıklarla ilgilenir?

Ortopedi ve Travmatoloji, kas-iskelet sisteminin tüm hastalıklarıyla ilgilenen geniş kapsamlı bir cerrahi branştır. Kırık, çıkık ve yumuşak doku yaralanmaları gibi travmatik durumlardan, eklem kireçlenmesi (artroz), menisküs yırtıkları, bağ yaralanmaları, omuz sıkışma sendromu gibi dejeneratif ve sportif yaralanmalara kadar pek çok alanı kapsar. Bunların yanı sıra omurga hastalıkları (bel fıtığı, skolyoz, kifoz), el cerrahisi, tümör cerrahisi ve çocuk ortopedisi de uzmanlık alanlarımız arasındadır. Çocuk ortopedisi özelinde ise doğuştan kalça çıkığı, çarpık ayak (pes equinovarus), yürüme bozuklukları, büyüme plağı yaralanmaları ve kemik gelişim anomalileri gibi durumlarla ilgileniyoruz. Kısacası, bebeklikten ileri yaşa kadar insanın hareket sistemini ilgilendiren her türlü sorunun teşhis ve tedavisi ortopedinin alanına girmektedir.

 

 

GAÜN Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı kaç kişilik bir ekipten oluşuyor? GAÜN Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı'nı farklı kılan nedir? Yenilikleriniz var mı?

Gaziantep Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalımız, alanında deneyimli öğretim üyeleri, uzman doktorlar ve azimli araştırma görevlilerinden oluşan dinamik bir ekibe sahiptir. Her bir öğretim üyemiz kendi alt uzmanlık alanında; spor cerrahisi, artroplasti, omurga cerrahisi, el cerrahisi, çocuk ortopedisi ve travmatoloji gibi alanlarda derinlemesine uzmanlaşmıştır. Bizi farklı kılan en önemli unsur, bölgemizin en büyük ve en kapsamlı sağlık merkezlerinden biri olmamız itibarıyla hem kompleks vakaları yönetme deneyimimiz hem de multidisipliner yaklaşımımızdır. Robotik cerrahi uygulamaları, artroskopik girişimler ve minimal invaziv teknikler gibi güncel yöntemleri kliniğimize entegre etme çabamız sürmektedir. Ayrıca bölgemizde yaşanan deprem gibi büyük travmatik olaylar, ekibimize olağanüstü bir saha deneyimi kazandırmıştır. Eğitim alanında da asistan yetiştirilmesine büyük önem veriyoruz; genç meslektaşlarımızın hem cerrahi becerilerini hem de akademik vizyonlarını geliştirmelerini destekliyoruz.

 

Bölgede en sık karşılaştığınız ortopedik şikâyetler nelerdir? Bunların nedeni nedir?

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin demografik yapısı ve yaşam koşulları, karşılaştığımız ortopedik tabloyu doğrudan şekillendirmektedir. En sık gördüğümüz şikâyetlerin başında bel ve boyun ağrıları, diz ağrısı, eklem kireçlenmesi ve travmatik kırıklar gelmektedir. Tarım ve hayvancılıkla uğraşan nüfusun yoğunluğu, ağır fiziksel iş yükü ve ergonomik olmayan çalışma koşulları nedeniyle kas-iskelet sistemi problemlerini artırmaktadır. Genç nüfusun fazla olması sebebiyle trafik kazaları ve spor yaralanmalarına da sıklıkla rastlıyoruz. Çocuk ortopedisi alanında ise akraba evliliklerinin yaygınlığı, doğuştan kalça çıkığı ve bazı iskelet displazilerinin bölgemizde ülke ortalamasının üzerinde görülmesine neden olmaktadır. Ayrıca D vitamini eksikliğine bağlı raşitizm ve buna bağlı iskelet deformiteleri de dikkat çekici sıklıktadır. Bu tablo, hem koruyucu hekimlik hem de tedavi edici yaklaşımların bir arada yürütülmesi gerektiğini bize göstermektedir.

 

Hareketsiz yaşam tarzı kas-iskelet sistemi sağlığını nasıl etkiliyor? Kas-iskelet sistemini sağlığını korumak için nelere dikkat edilmelidir?

Hareketsiz yaşam tarzı, modern çağın en büyük sağlık tehditlerinden biridir ve kas-iskelet sistemi bundan en çok etkilenen yapılardan başında gelir. Uzun süre oturma, ekran başında vakit geçirme ve fiziksel aktiviteden uzak kalma; kas güçsüzlüğü, eklem sertliği, postür bozuklukları ve erken dönem dejenerasyona zemin hazırlar. Özellikle bel ve boyun bölgesindeki kas zayıflığı, omurga sorunlarının daha erken yaşlarda ortaya çıkmasına yol açmaktadır.

Kas-iskelet sağlığını korumak için birkaç temel prensip var: Her şeyden önce düzenli fiziksel aktivite şart. Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz, yürüyüş, yüzme veya bisiklet gibi eklemlere aşırı yük bindirmeyen aktiviteler önerilir. Dengeli beslenme de çok önemli; kalsiyum ve D vitamini alımı kemik sağlığı için kritiktir. Doğru oturma ve kaldırma pozisyonlarına dikkat etmek, ergonomik çalışma ortamları oluşturmak ve kilo kontrolü sağlamak da eklem sağlığını koruyan temel önlemler arasındadır. Çocuklarda ise açık havada oyun ve spor aktivitelerine yönlendirme, sağlıklı bir kas-iskelet gelişimi için vazgeçilmezdir.

 

Genç yaşta görülen ortopedik sorunlarda artış var mı? Varsa sebepleri nelerdir?

Genç yaşta ortopedik sorunlarda belirgin bir artış gözlemliyoruz ve bu durum biz hekimler için ciddi bir endişe kaynağı. Bunun en önemli sebeplerinden biri teknolojiye bağlı hareketsizlik. Çocuklar ve gençler artık sokakta oynamak yerine saatlerini telefon ve bilgisayar başında geçiriyor. Bu durum hem kas güçsüzlüğüne hem de postür bozukluklarına yol açıyor. "Text neck" dediğimiz, sürekli telefona eğilmekten kaynaklanan boyun düzleşmesi artık çok genç yaşlarda bile karşımıza çıkıyor.

Bunun yanı sıra obezite oranlarındaki artış, genç bireylerde diz ve ayak bileği sorunlarını tetikliyor. Aşırı ve kontrolsüz spor yapma da diğer bir faktör; özellikle uygun ısınma ve teknik eğitim almadan yapılan sporlarda bağ yaralanmaları ve stres kırıkları görüyoruz. Çocuk ortopedisi perspektifinden bakıldığında, düztabanlık, içe basma ve büyümeye bağlı ağrılar en sık karşılaştığımız şikâyetler arasında. Erken farkındalık ve müdahale ile bu sorunların büyük çoğunluğunun önüne geçilebilir; bu nedenle ailelere ve eğitimcilere büyük sorumluluk düşüyor.

 

Çocukluk çağında görülen ortopedik sorunlar erişkin dönemi etkiler mi? Erken teşhis ve müdahale ne kadar etkili?

Kesinlikle etkiler ve bu konu çocuk ortopedisi alanının temel felsefesini oluşturur. Çocukluk çağında ihmal edilen ya da geç tanı konulan ortopedik sorunlar, erişkin dönemde ciddi fonksiyonel kayıplara, kronik ağrıya ve erken eklem dejenerasyonuna yol açabilir. Örneğin, zamanında tedavi edilmeyen doğuştan kalça çıkığı, ilerleyen yaşlarda kalça artrozuna ve protez gereksinimine neden olabilir. Yine çocuklukta düzeltilmeyen alt ekstremite dizilim bozuklukları, erişkin dönemde diz kireçlenmesini hızlandırır.

Erken teşhis ve müdahalenin etkisi gerçekten muazzamdır. Çocuk iskelet sistemi büyüme ve yeniden şekillenme (remodeling) kapasitesine sahip olduğundan, doğru zamanda yapılan müdahaleler ile cerrahi gerektirmeyecek sonuçlar elde edilebilir. Doğuştan kalça çıkığında erken ultrasonografik tarama ile basit bir Pavlik bandajı uygulaması, ileride büyük cerrahi girişimlerin önüne geçebilir. Çarpık ayak tedavisinde Ponseti yöntemiyle yapılan erken alçılama, mükemmel fonksiyonel sonuçlar verir. Bu yüzden yenidoğan muayenelerinin titizlikle yapılması, ailelerin çocuklarının gelişimini dikkatle takip etmesi ve herhangi bir şüphede vakit kaybetmeden uzman görüşü alması hayati önem taşır.

 

Son yıllarda ortopedi alanında öne çıkan teknolojik gelişmeler nelerdir?

Ortopedi, tıbbın teknolojik gelişmelerden en fazla yararlanan branşlarından biridir ve son yıllarda yaşanan ilerleme gerçekten heyecan verici. Robotik cerrahi sistemler, özellikle diz ve kalça protezi ameliyatlarında milimetrik hassasiyetle implant yerleştirilmesini mümkün kılarak başarı oranlarını önemli ölçüde artırmıştır. 3D yazıcı teknolojisi, kişiye özel implant ve protez üretiminde devrim niteliğinde yenilikler sunmaktadır.

Artroskopik ve minimal invaziv cerrahi tekniklerin gelişmesi, hastaların daha az ağrı, daha küçük kesi ve daha hızlı iyileşme süreciyle ameliyat olabilmesini sağlıyor. Biyolojik tedaviler alanında ise platelet zengin plazma (PRP), kök hücre uygulamaları ve büyüme faktörleri, özellikle kıkırdak hasarı ve tendon yaralanmalarında umut vadeden sonuçlar vermektedir. Yapay zekâ destekli görüntüleme ve tanı sistemleri de giderek daha fazla klinik pratiğimize girmektedir. Çocuk ortopedisinde ise manyetik kontrollü uzatma çivileri, çocukların tekrarlayan ameliyatlara maruz kalmadan kemik uzatma tedavisi görebilmesini sağlamaktadır. Tüm bu gelişmeler, hastalarımıza daha az invaziv, daha güvenli ve daha etkili tedavi seçenekleri sunmamıza olanak tanıyor.

 

Ortopedik ameliyatların başarı oranını etkileyen faktörler nelerdir?

Ortopedik ameliyatlarda başarı, tek bir faktöre değil birçok unsurun bir araya gelmesine bağlıdır. Her şeyden önce doğru endikasyon, yani ameliyat kararının doğru zamanda ve doğru hasta için verilmesi en kritik adımdır. En iyi cerrah bile yanlış endikasyonla yapılan ameliyatta başarılı olamaz.

Hastaya ait faktörler de büyük önem taşır: yaş, genel sağlık durumu, kemik kalitesi, beslenme düzeyi, sigara kullanımı, diyabet ve osteoporoz gibi eşlik eden hastalıklar başarıyı doğrudan etkiler. Ameliyat öncesi planlama, doğru görüntüleme, cerrahi teknik seçimi ve gerektiğinde 3D planlama başarının temel yapı taşlarındandır. Cerrahın deneyimi ve ekibin uyumu elbette vazgeçilmez unsurlardır. Ancak ameliyat sonrası süreç de en az ameliyat kadar önemlidir. Hastanın rehabilitasyon programına uyumu, fizik tedavi sürecine aktif katılımı ve verilen tavsiyelere riayet etmesi, cerrahi başarının kalıcılığını belirler. Biz hastalarımıza her zaman şunu söyleriz: "Ameliyat tedavinin yarısıdır, diğer yarısı sizin elinizde." Bu bilinçle hareket eden hastalarımızda sonuçlar her zaman çok daha iyi olmaktadır.

 

 Unutamadığınız bir anınız var mı?

Tıp mesleğinde her gün unutulmaz anlar yaşıyorsunuz aslında, ama bazıları var ki yüreğinize kazınıyor. Benim için en özel anlardan biri, doğuştan ciddi bir ayak deformitesi ile doğan ve ailesi çok endişeli olan küçük bir hastamın tedavi süreciydi. Aylarca süren alçı tedavisi ve takip sürecinin ardından, o çocuğun ilk adımlarını attığı günü asla unutamam. Ailesinin gözlerindeki yaşlar ve mutluluk, tıp eğitiminin hiçbir kitabında yazılmayan bir ödüldü. O an, neden bu mesleği seçtiğimi bir kez daha hatırladım.

Bir de 2023 Kahramanmaraş depreminin ardından yaşadığımız günleri unutmak mümkün değil. O kaotik ortamda, ekip olarak gösterdiğimiz dayanışma ve fedakârlık, mesleki kariyerimde beni en çok etkileyen deneyimlerden biri oldu. Zor koşullarda bile bir hayata dokunabilmenin verdiği anlam, kelimelere sığmaz.

 

İleriye yönelik projeleriniz var mı?

Akademik hayatta durağanlık benim için kabul edilebilir bir şey değil. Öncelikli hedeflerim arasında çocuk ortopedisi alanında klinik araştırmalarımı genişletmek ve ulusal-uluslararası düzeyde daha fazla bilimsel çalışma üretmek var. Özellikle bölgemize özgü ortopedik sorunların epidemiyolojisi üzerine kapsamlı çalışmalar planlamaktayım.

Bunun yanı sıra çocukluk çağı ortopedik tarama programlarının yaygınlaştırılması konusunda bir proje geliştirme aşamasındayım. Yenidoğan kalça ultrasonografi taramaları ve okul çağı skolyoz taramalarının daha sistematik hale getirilmesi, erken tanı oranlarını artıracak ve tedavi başarısını yükseltecektir. Ayrıca toplum bilincini artırmaya yönelik halk sağlığı eğitimleri düzenlemek, sosyal medya ve dijital platformlar üzerinden doğru sağlık bilgisinin yayılmasına katkıda bulunmak da planlarım arasında yer alıyor. Çünkü inanıyorum ki en iyi tedavi, hastalığın oluşmadan önlenmesidir. Son olarak, genç meslektaşlarımızı yetiştirmek ve onlara ilham vermek de benim için bir proje kadar değerli bir hedef.

Röportaj/Fotoğraf: Elif Emiroğlu Sönmez