İyi yönetici ve liyakat

İyi yönetici ve liyakat

Gaziantep'in bir atasözü vardır " Ekmeği ekmekçiye vereceksin, üstüne de bir ekmek vereceksin" yani liyakatli elemana görev vereceksin. Hepimiz meslek yaşantımızda görmedik mi liyakatsız elemanlarla çalışmanın zorluğunu.

BELLEKTEKİ ANILAR

ADİL SANİ KONUKOĞLU'NUN

İYİ YÖNETİCİ DAVRANIŞINA İLİŞKİN YAŞADIĞIM BİR ÖRNEK

Silahlı Kuvvetlerden emekli olduktan hemen sonra 1998 yılında Sanko Holding'de Hazır Yemek ve Gıda Şirketinde yönetici olarak işe başladım. Holding bünyesinde 8, Hastane ve Üniversite bünyesinde 10 yıl, toplam 18 yıl çalıştım. 2019 sonunda fiili olarak ayrıldım ama Sanko ile gönül bağım hala sürüyor.

Çalıştığım süre içerisinde şu anda Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı olan Sayın Adil Sani Konukoğlu ile çok yakın temasım oldu. Ona ve Konukoğlu Ailesine saygı ve sevgim de yaşadığım sürece devam edecektir.

Bu süre içerisinde ondan öğrendiğim çok şey olmuştur, eminim ki o da benden birşeyler öğrenmiştir. Ara sıra atışmalarımız da olmuştur elbette, ama sevgi ve saygımız hiç bir şekilde zarar görmemiştir.

O kadar güzel anılarımız var ki bazılarını anlatmam uygun olmaz, sır olarak kalır. Ben, onun yönetici olarak ne kadar iyi ve isabetli kararlar verdiğini bizzat yaşadığım bir örnekle burada açıklayacağım. Belki sonradan da uygun olan birkaçını anlatırım.

Bunlar benim görüşlerimdir. Tabi ki farklı görüşler de mutlaka olacaktır. Koca bir holdingi başarılı bir şekilde yönetmek, onun başarılı bir yönetici olduğunun kanıtıdır diye değerlendiriyorum. Doğal olarak başarı, sadece yönetimin değil, bir ekip çalışmasının sayesinde oluşur. Ekip çalışması, yöneticilerden tüm işçilere kadar olan zincirdir zaten.

Sanırım 2006 yılıydı. Adil Bey o yıl bölgenin Yörük Ağası seçilmişti. Yörük Şöleni, Adil Bey'in çiftliğinde 7500 kişinin katılımıyla gerçekleşecekti. Şölende; güreş, folklor ekipleri, değişik gösteri ekipleri gösterilerini gerçekleştirecek, Yörük yemekleri ikram edilecekti.

Organizasyonun büyük yükü; ben, Koruma ve Güvenlik Müdürü Tuncay Kırlangıç((1974 mezunu emekli astsubay), Sosyal Hizmetler ve Vakıf Müdürü rahmetli Yalçın Çepik(1961 mezunu emekli subay) ve Çiftlik Müdürü Mühendisin üstündeydi.

Ben planlamalarımı yaptım. Ekibimi hazırladım. Masa ve sandalyeleri kiraladım. Üç ayrı yerde 7500 kişiye yemek ve içecek sunumu yapacağım ve sona doğru da tüm katılımcılara dondurma dağıttıracağım. Organizasyonun altından, ekibimle birlikte başarıyla kalkacağımdan şüphem bile yoktu.

Şölenin başlayacağı güne 3 gün kala, Çiftlikte Adil Bey, Yalçın Bey, Tuncay Bey buluştuk. Arazi ortasında ayakta konuşuyoruz. Adil Bey'in karşısında ben varım diğerleri onu sağında ve solunda duruyor. Adil Bey; kıl yörük çadırı bulma konusunda sıkıntı yaşadıklarını belirtince ben, Tugay Komutanlığına çok yardım ettiğimizden bahsederek oradan geçici olarak büyük genel maksat çadırı alabileceğimizi ve kolaylıkla kurabileceğimizi, böylelikle ihtiyacımızın giderilebileceğini belirttim. Adil Bey, bakalım bulamazsak değerlendiririz dedi.

Asker adam herşeyden az çok anlar ya, herşeye burnunu sokar üzerine vazife alır ya, birdenbire aklıma geldi ve söyleyiverdim üzerime vazife olmayanı.

Adil Bey, burada tahmini 7500 kişi olacak, burada küçük 2 katlı ve 2 göz tuvaleti olan bir bina var, bu kadar kişi nereye tuvaletini yapacak? deyiverdim.

Adil Bey; hakikaten Ali Bey hiç aklımıza gelmedi, teşekkür ederim, nasıl da aklına geldi, bu büyük bir sorun, ne yapacağız? diye soruverdi.

Ben arazide askerlerce kullanılan sıkıştırılmış alüminyumdan üretilmiş portatif tuvaletleri tarif ederek, o nu da Tugay Komutanlığından temin edebileceğimizi, her tuvalet için küçük bir çukur kazarak hemen faaliyete geçirilebileceğini belirttim. Biraz düşündü hızlıca karar verip akil yönetici davranışını sergiledi.

Ali Bey, sen hemen önümüzdeki yere, üstü açık 3 erkek ,3 kadın olarak 6 gözlü bir tuvalet yaptır, önlerine de 2 tane lavabo koydur, suyunu da şu kuyudan çektir dedi.

Ben bir an şaşkınlık yaşadım. Holdingin inşaat şirketi mevcutken onlara vermeyip bana niye direktif veriyor diye düşündüm. Bu vazife benim olamazdı. Sorunu ben tespit yaptıysam bu kabahat mıydı? Sesimi çıkarmayıp bildiğimi, görüp tespit ettiğimi söylememin ödülü bu muydu? Aklımda deli sorular saliseler içerisinde geçiyordu. Bu arada Adil Bey'in yan tarafında olan Tuncay Bey elini ağzına doğru götürmüş kıs kıs gülüyor, rahmetli Yalçın Bey de sol elini yumruk yapmış, sağ avuç içiyle sol elinin üzerine sessizce vurarak malum hareketi yapıyordu.

Aniden Adil Bey'in bu talimatı bana neden verdiğini çözdüm. Tamam Adil Bey dedim.

Adil Bey'i yolculadık. Yalçın Bey, oğlum niye karışıyorsun, seni ilgilendiriyor mu? Böyle sahiplenirsen ihale üstüne kalır böyle dedi. Abi biz asker kökenliyiz, gördüğümüzü, bildiğimizi, iyiye yönlenecek şeyleri söylemeden durabilir miyiz? Biz çalıştığımız kuruma aidiyet duygusu ile bağlı olmaz mıyız?Ben aklıma gelip söylemeseydim burada insanlar rezil olacaktı. Kurumumuz da rezil olacaktı. İyi ki aklıma geldi. İnan senin aklına gelseydi sen de söylerdin.Bak o da teşekkür etti dedim. Evet haklısın ben de aklıma gelse söylerdim dedi.

Tuvalet yaptırma görevini bana neden verdiğine gelince. Gaziantep'in bir atasözü vardır"Ekmeği ekmekçiye vereceksin üstüne de bir ekmek vereceksin" yani liyatlı elemana görev vereceksin. Hepimiz meslek yaşantımızda görmedik mi liyakatsız elemanlarla çalışmanın zorluğunu. Özel sektörde bile bu zorluğun yaşandığını. Bazen, 2 koyunu bile güdemez deyip, o elemana işlem yapmak yerine, işini de yapan liyakatlı adama onun işini de yüklediğimizi, o kifayetsiz adamı ödüllendirdiğimizi yaşamadık mı?

Ben de olsam Adil Bey'in yaptığını yapardım. İşi takip edip sonuçlandıracak birini görevlendirir, o na bu na ayrı dert anlatmak, sorun yaratmak istemezdim, çözüm odaklı davranırdım.

Ben hemen o gün orada tesisat dahil olarak projeyi ölçülü olarak çizdim. Hatta briket miktarını dahi tahmini çıkardım. Sanko Merkez'de inşaat şirketinin mühendisini çağırarak durumu açıkladım. Hurdalıktan kapı, tuvalet taşı, lavabo gibi malzemelerden de faydalanabileceğini, eksik malzeme kalırsa piyasadan almasını, faturayı bana getirip onaylatmasını ve bedelini almasını, inşaatın 2 gün sonunda hazır olmasını önemle belirttim. Tabi ki o 2 gün inşaatı yerinde kontrol de ettim.

Tuvalet inşaatı 2 nci günün sonunda hazır olmuştu. Ertesi gün sorunsuz kullanıldı.

İyi Yönetici, kararında nasıl isabetli olduğunu adeta ispatlamıştı. Hiç te o işi yaptığımdan gocunmadım, yine olsa yine yaparım. Elime de yapışmadı.

Şölen nasıl geçti derseniz. Çok emek sarfettik ama sorunsuz geçti. Adil Bey'in içten teşekkürünü aldım.

O günden kalan ve beni güldüren bir anıyı anlatarak bitireyim. Güvenlik'le ilgili olarak şölen alanında hayli jandarma personeli vardı. Tabi ki onların ikram hizmetlerini de planlamıştım. En nefret ettiğim şekilde, bazı jandarma personelinin yemekle ilgili alanlara girip kontrolsüzce yemek yemek için adeta eyleme geçmesi üzerine, bağırarak hepsini bölgeden kovaladım. Şaşkınlıktan hepsi çekildi. Benim elemanlarıma sormuşlar bu bize bağıran adam kim diye. Onlar da o emekli subay ama biraz kafayı sıyırmış, biz neler çekiyoruz, aman abi sizler çekilin üzerinize bulaşmasın, demişler. Bana söylediklerin de gülmüş, iyi yapmışsınız demiştim.

Yüce yaradan iyi yöneticilerle çalışmayı nasip etsin. Bu vesileyle başta Adil Konukoğlu olmak üzere, tüm Konukoğlu ve Sanko Ailesine sağlık, mutluluk ve başarı diliyorum.

Sağlıcakla..

Ali Şenkaya



Anahtar Kelimeler: yönetici liyakat