6 Şubat’ı unutmadık. Unutmayacağız.

6 Şubat’ı unutmadık. Unutmayacağız.

Tam üç yıl önce bu sabah, son yılların en travmatik, en acı, en zor sabahına uyandık. Ülkemizin 11 ilinde, 15 milyon insanımızı birinci dereceden etkileyen, resmi rakamlara göre 50 binden fazla yurttaşımızın hayatını kaybetti

 

6 Şubat’ı unutmadık. Unutmayacağız.
Tam üç yıl önce bu sabah, son yılların en travmatik, en acı, en zor sabahına uyandık.
Ülkemizin 11 ilinde, 15 milyon insanımızı birinci dereceden etkileyen, resmi rakamlara göre 50 binden fazla yurttaşımızın hayatını kaybettiği bu felaketin üzerinden koskoca üç tam yıl geçti.
Geçen üç yıla rağmen, halen bulunamayan kayıplarımız, dinmeyen ve hiçbir zaman dinmeyecek olan acılarımız var.
1999 Marmara Depremlerinde yaşadığımız acıların kat be kat fazlasını 6 Şubat depreminde yaşamış olmamız, milletimizin duyarlılığını ve farkındalığı yükseltmiş ancak, kamu ve devlet otoritesi yeterince refleks geliştirmemiş, geliştirememiştir.
Bu durum göstermektedir ki, Allah korusun bugün ülkemizin herhangi bir bölgesinde deprem olsa, yine aynı benzer acılar yaşanacak, yine ağıtlar yakılacak, yine bu vatanın evlatları, kefensin olarak aynı mezarlara gömülecektir.
 

Sonuç;
Unutmadık, unutmayacağız söylemleri en yetkilisinden, en yetkisizine kadar hep bir ağızdan söylenecek. Ancak, ateş düştüğü yeri yakacak.

Depremin ilk anından itibaren, depremlerde ilk 24 saatin çok önemli olduğunun bilinmesine rağmen, askerimizin, polisimizin deprem bölgelerine acilen yardıma gönderilmeyişini, günlerce seferberlik ilan edilmeyişini, vatandaşlarımızın imkansızlıklar içinde çırpınışını, enkazın altında can veren evladının elini bırakmayan çaresiz babayı, depremde çadır satan Kızılay’ı, Göçük altındaki Elif Eylül’ün enkaz altından babasına “bizi kurtarın” diye attığı mesajın şebekeler çekmediği için babasına ulaşmadığını, unutmadık. Unutmayacağız.
Depremin üzerinde 3 yıl geçmesine rağmen, halen 360 binden fazla kişinin konteynırlarda yaşadığını görmek çok üzüntü veren bir durum.
Eğer ülkemiz deprem kuşağındaysa bu risk her zaman varsa, elimizi çabuk tutmalıyız.
İmarsız yapılaşmalara, imar aflarına, bilimsel verilerden uzak, inşaat yapımına izin vermeyelim.
Daha modern kentler yapıyoruz diye çarpık, plansız ve afete karşı duyarsız kentler değil, her türlü riske dirençli kentler oluşturalım.
Yıkımlardan ve kayıplarımızdan sonra yaptıklarımızla övüneceğimize, afet öncesi gerekli tedbirleri alarak yaptıklarımızla gurur duyalım.
Yıkıma sebebiyet veren, tüm sorumlulardan hesap soralım.
Tedbir almayı öle öle öğrenmeyelim.
İlk okuldan itibaren, tüm öğrencilere "Temel Afet Bilinci", "Temel İlk Yardım" eğitimlerini zorunlu hale getirelim.
Bu gün, 1999 da yaşadığımız Marmara depremiyle çalışmalara başlamış olsaydık, 2023 de bu kadar büyük acılarımız, kayıplarımız olmazdı.
Bilmek gerekir ki, sonrası için yapılanlar ile gurur duymak, öncesinde yapılmayanlar nedeniyle yaşadığımız kayıplarımızı asla geri getirmeyecektir.

Ahmet DOĞRUYOL
BİRLİK SAĞLIK SEN GENEL BAŞKANI
BASK Konfederasyonu Genel Sekreteri