KSÜ Tıp’ta personele eziyet iddiası!

KSÜ Tıp’ta personele eziyet iddiası!

Kahramanmaraş’ta yaşanan bir trafik kazası, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Tıp Fakültesi Hastanesinde yaşanan bir skandalı daha ortaya çıkarttı.

KSÜ Tıp Fakültesi Hastanesinde hemşire olarak görev yapan Mustafa Seçkin’in, 2 yıl önce Ambulansla geçirdiği trafik kazası sonrası kaburgaları kırıldı.

 

Olaydan 8 gün sonra kaburgası kırık olan hemşire hastaneye göreve çağrılırken, KSÜ yönetimi, kazayı SGK’ya iş kazası olarak bildirmeyip usulsüz şekilde trafik kazası olarak kayıtlara geçirdi.

 

Durumu fark edip hakkını arayan hemşire bakı ve iftiralarla mücadele etmek zorunda kaldı.

 

Hastane idarecileri tarafından mağdur edilip, haklarının gasp edildiğini savunan Mustafa Seçkin, gördüğü baskı ve iftiralar sonrası kurumdan istifa edip ayrıldı.

 

Çaresiz kalan hemşire şimdi hakkını hukuk yoluyla arıyor.

 

Kahramanmaraş’ta 2019 yılında otomobil ile ambulansın çarpışması sonucu sağlıkçıklarla birlikte 4 kişi yaralanmıştı.

 

Yaşanan bu kaza KSÜ’de personellere karşı işlenen usulsüz tutumu da ortaya çıkarttı.

 

O kazadan yaralı olarak kurtulan KSÜ acilinde görevli hemşire Mustafa Seçkin, 112’de görevli olmamalarına rağmen trafik kazasına yönlendirildi.

 

Kazazedeyi alıp KSÜ’ye doğru yola çıktıkları sırada başka bir aracın ambulansa çarpması sonucu trafik kazasına karıştılar.

 

Bu kaza sonrası vücudunun çeşitli yerlerinden yaralanan 3 çocuk babası hemşire Mustafa Seçkin, hastanede yaşadıklarını ve yöneticilerden gördüğü baskıları şöyle anlattı;

 

“2 YIL İÇİNDE 5 KEZ GÖREV YERİM DEĞİŞTİRİLDİ”

 

“2017 yılında sözleşmeli olarak KSÜ’de göreve başladım. Göreve başladıktan bir süre sonra engelli çocuğum olduğu için hastane yöneticilerinden yasal haklarımı istedim. Her şey yasal haklarımı talep edince başladı. Haklarımı alamayanıca idareciler hakkında görevi kötüye kullanmaktan savcılığa suç duyurusunda bulundum. Şikayet sonrası haklarım verildi ancak 2 yıl içinde 5 kez görev yerim değiştirildi. Çeşitli iftiralara maruz kaldım. Bu süreçte hem ben hemde engelli çocuğum mağdur edildi.

 

“HASTA NAKLİ SIRASINDA AMBULANSA ARAÇ ÇARPITI”

 

Acil serviste çalıştığım dönemde trafik kazası yaşadım.

 

Ambulansla hasta nakli sırasında trafik kazası yaşadım. Ambulansta sadece sağlık personeli olarak ben vardım. Hastaneden taburcu olan hastayı evine bırakıp hastaneye dönerken 112 bizi aradı, trafik kazasına yönlendirdi.

 

Olay yerinde kazazedeyi alıp hastaneye doğru yola çıktık. Bu sırada bize başka bir araç çarptı. Kazada ben ayağa kalkamayacak hale geldim. Göğüs ve bacaklarımdan yaralandım. Kaza sonrası çalıştığım kuruma tedavi için başka bir ambulansla götürüldüm.

 

Hastane başhekimi, başmüdür yanıma geldiler, sonra film çekildi ve kırık olmadığı, bir şeyimin olmadığı söylendi. Kaburgamın kırık olabileceği ancak bir şey yapamayacaklarını söylediler. Beni göndereceklerini söylediler ve taburcu edildim.

 

Evde ilk gün sabah göğsüm taşa kesti, vücudumu hareket ettiremedim, nefes alamdım, aldıkça göğüsüm battı.

 

 

“8 GÜN İŞ GÖRMEZLİK RAPORU VERİP 2 AY BOYUNCA BENİ ÇALIŞTIRDILAR”

 

Sonra 8 gün iş görmezlik raporu verip arkasından 2 ay boyunca beni bu şekilde çalıştırdılar.

 

“HASTANE SGK’YA İŞ KAZASI BİLDİRİMİ YAPMADI”

 

Hastane SGK’ya iş kazası bildirimi yapmadı. Trafik kazası olarak bildirmişler. İş kazı bilirimi için dilekçe verdim CİMER’e yazdım. Sonuç alamayınca ben gittim SGK’ya iş kazası bildirimi yaptım.

 

“SGK, HASTANEYE ÖNCE CEZA YAZDI, SONRA İPTAL ETTİ”

 

SGK önce bildirimi kabul etti, hastaneye para cezası yazdı. Ardından şaka gibi ama sonrasında KSÜ idaresi kazadan haberinin olmadığını belirtip SGK’ya itiraz da bulundu. SGK’da itirazı kabul edip cezayı kaldırdı. Ardından hastane idarecisi tarafından yer değiştirme tehdidiyle ve çeşitli iftiralara maruz kaldım. Beni tehdit ettiler. ‘Cesaretin varsa hastane idaresini mahkemeye ver, Kurum ceza görürse bu karşılsız kalmaz’ diyerek tehdit edildim o dönem. Soruşturma açtılar ve bana uyarı cezası verdiler. Verilen bu uyarı cezasını mahkemeye verdim, bu ceza iptal edildi.

 

“DAVA AÇTIM”

 

Yaşananlardan sonra bende cumhuriyet savcılığına şikayette bulundum. Savcılık dosyayı YÖK’e gönderdi. YÖK’ten soruşturma açılması için karar geldi. Yapılmadılar. Tekrar Cumhuriyet Savcılığına gittim, tekrar şikayette bulundum YÖK’ten yeni karar geldi. 2020 yılında inceleme başlatıldı. Dava şuan Kahramanmaraş idare mahkemesinde devam ediyor.

 

“HER GÜN İŞ YERİMDE BUGÜN BAŞIMA BİR İŞ GELECEK Mİ ENDİŞESİ YAŞADIM”

 

Benim 7 yaşında Yahya isminde Down Sendromlu “özel koşul gereksinimi” olan konuşamayan, duyma ve görme sorunu olan bir çocuğum var, ben hiçbir zaman bunu engel ya da kusur olarak görmedim.

 

Çocuğumun toplumdan soyutlanmaması, asosyal olmaması, hayata tutuna bilmesi, toplumda ötekileştirilmemesi için mücadele ederken, ben iş yerimde ötekileştirildim. Çocuğumun sağlık sorunları ile ilgilenmeye çalışırken, iş yerinde yaşadığım sorunlar nedeni ile benim de ciddi derecede sağlığım bozuldu.

 

Her gün iş yerimde bugün başıma bir iş gelecek mi endişesi ile işimi yapamaz hale geldim.

 

“İLAÇLAR İLE UYUMAYA ÇALIŞIYORUM”

 

Uzun zamandır yaşadığım bu duygusal şiddet ve yaşadığım iş kazası sonrasında yoğunlaşan şikâyetlerim sonucu Kasım 2019 tarihinde AV. Blok tip 2 ritim bozukluğu tanısı konuldu ve psikiyatri tarafında ağır depresyon tedavisi başlanıldı, yaklaşık 2 yıldır psikiyatrik tedavi görmekteyim, hala ilaçlar ile uyumaya çalışıyorum.

 

Sağlığımın bozulmasına rağmen devam ettirilen psikolojik teröre daha fazla dayanamayarak Temmuz 2020 de mücbir nedenlerden dolayı istifa etmek durumunda kaldım.

 

“B.Ç. MAALESEF BUZ DAĞININ GÖRÜNEN YÜZÜYMÜŞ”

 

Topluma sağlık hizmeti sunmakta olan bir kamu kurumunda, bu kurumların aynı zamanda topluma karşı sosyal sorumluluğu olduğu bilinci oluşmamış bu kişiler tarafından yıllardır tarafıma uygulanan duygusal şiddet/mobbing/bezdiri dolaylı da olsa engelli çocuğuma uygulanmış sayılmaz mı?

 

Bu baskı, bezdiri ve tehditler hangi vicdan sahibinin muhasebesinde kabul görür? Kim onurunu, şerefini hedef alan bu saldırıları kabul eder?

 

İnsanın hayatındaki en önemli değerlerinden biri olan ailesi için yasal olan bir hakkı talep etmesi suç mudur?

 

Peki talep edilen yasal bir hakkın verilmemesi suç değil midir?

 

Talep edilen bir yasal hakkı elde etmek için insanın sağlığını mı kaybetmesi gerekir?

 

Görevini kötüye kullandığı iddiası ile yıllık iznimi iptal ettiğinde en başta Cumhuriyet Savcılığına şikayet ettiğim B.Ç. maalesef buz dağının görünen yüzüymüş. (anadolupress.com)